Mēn/Mâh
Suda akseden hayaletimi gördüm dün gece,
Ebeledi beni hayalimden,
Korktum ve kaldırdım başımı Ay’a acemice,
Utancımdan kıpkırmızı oldu şu çehrem,
Dualar eder oldum dökülen mehtaba öylece,
Her dalgada kırılan ışık hüzmesinde,
Birer ses duyar oldum, dalgaların okşadığı
— nağmelerden içeri sızdı harfler
Dedi;
Ece/Ecce/Ecce-Βασιλεία.
Hilali taşıdığın bedeninle ebele beni,
Arka arkaya düşelim asırların denizine,
Ve parıltımızla aydınlansın, çıksın mehtâp
Karanlığın en derin yerinden mücevher gibi,
medcezirin ışıkları, örtsün bütün şehri
—sesi kısılmış bir şerh gibi—
Bu kavuşmanın esrârengiz… hayır;
fazlaca açıklığından.